1. Haberler
  2. Gazete
  3. Gazeteci,Yazar Yusuf Cinal,” Türkiye dedim-dedikoduyu bırakıp, dijital teknolojiye yatırım yapmalı!”

Gazeteci,Yazar Yusuf Cinal,” Türkiye dedim-dedikoduyu bırakıp, dijital teknolojiye yatırım yapmalı!”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Engin ÖZKONUK/ÖZEL On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Mehmet Çetinkaya’nın sunduğu Türkiye Gündemi programına Gazeteci İsmail Karakaş, Gazeteci Yusuf Cinal ve Hukukçu Mehmet Ener konuk oldu.

Programda Belçika ve İngiltere’de pandemide son durum, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullandığı ‘Sözde Cumhurbaşkanı’ ifadesinin ardından çıkan tartışmalar ve dijital fişlenme konuları hakkında konuşuldu.
Yusuf Cinal, Belçika’da corona virüste son durum,  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Sözde Cumhurbaşkanı’ ifadesinin ardından ortaya çıkan tartışmalar ve dijital fişlenme hakkında konuştu. Yusuf Cinal ‘’Tabii ki dünyanın gündeminde pandemi var. Dolayısıyla Belçika bu süreçte her alanda tedbirlerini sıkı bir şekilde almaya devam ediyor. Bu Pandemi sürecinin Belçika’ya kazandırdığı yedi ortaklı bir de koalisyon hükümeti var. Alexander De Croo alınan bütün bu tedbirlerden sonra tünelin ucunda ışığın gözüktüğünü ve Belçika’nın yavaş yavaş rölantiye girdiğini söyledi ama elimizdeki veriler bunu göstermiyor. 2 ile 8 Ocak arasında vaka sayısı 873’ten bin 696’ya yükseldi. Belçika’nın nüfusu 11 milyon 500 bin, Türkiye’de coronadan vefat edenlerin sayısı 23 bini geçti, bu sayı Belçika’da 20 bin 122. Belçika şeffaf bir şekilde verileri insanlarıyla paylaşıyor. Bir de Belçika’nın nüfusu yaşlı bir nüfus. O nedenle ölüm oranları yaşlı bakım evlerinde daha çok gerçekleştiğini ama bu ölümlerden özellikle ikinci üçüncü bir hastalığı olanların da daha büyük bir oranda etkilendiğini görüyoruz. Brüksel, bu süreçten en çok etkilenen başkentlerden birisi çünkü Brüksel’e her gün 300 bin kişi her gün çalışmak için gelip dönüyordu. Dolayısıyla büyük bir maddi kazanç kaybı var. Başta Brüksel hükümeti olmak üzere Valon ve Flaman hükümeti, AB Kurtarma ve Dayanıklılık Fonundan payına düşeni almak üzere politikalar geliştiriyor. Bu çok önemli çünkü bu pandemi sürecinde ülkenin rehabilitesi çok önemli. Bu süreçte Belçika vatandaşını, işçisini, esnafını tek başına koymadı, maddi yardımlarda bulundu, bulunmaya da devam ediyor. Coronayla ilgili şu anda Biontech aşısıyla ilgili 5 milyon 100 bin doz daha ülkeye gelecek. Aşılama çalışmaları devam ediyor. Devam eden bu aşılama çalışmalarına paralel olarak ülkede üç bölgede aşı merkezleri oluşturuldu. Pandemi süreci özellikle Belçika’da yaşayan 250 bin Türk’e çok yaradı. Onlar bunu fırsata çevirip bu süreçte özellikle Türkiye’ye gidip geliyorlar. Yani Türkiye’ye döviz götürüyorlar. Belçika eğitimi bir kere hiç savsaklamadı. Özellikle ana okulu, ilkokullar, orta okul ve liselerde yüz yüze eğitim devam ediyor. Yüksekokullarda online eğitim devam ediyor. Bu süreçte en çok etkilenen ülkeye özellikle Erasmus ve Master yapmak için gelecek öğrenciler çok etkilendi.  Onlar gelemiyorlar, Belçika vatandaşı olmayanlar da gelemiyor. 15 Ocak veya 20 Ocak’ta tekrar toplantı yapılacak. Kapalı olan kuaförler, kahvehaneler, kafe ve lokantalar şu an kapalı. Bu kesim için bir umut ışığı var. Belçika yavaş yavaş normalize olacak gibi gözüküyor. Saat 21 ile 6 arasında sokağa çıkma yasağı devam ediyor. En çok önemli olan yaşlı bakım yurtları ve okullarda denetlemeler devam ediyor. Aşılama çalışmaları da bu bağlamda devam ediyor Belçika’da. Belçika’da işsiz kalanların büyük bir bölümü maaşlarını alıyorlar. Hala üretimde olanlar da işine devam ediyorlar. Şu anda kapalı olan otel gibi yerlerde çalışanların maaşlarının yüzde 70’i ödeniyor. Evsiz olanlar belediyeler tarafından belli yerlerde ikamet ettiriliyor. Sokakta kimse aç ve açıkta değil. Türkiye’deki siyasi gelişmeler maalesef yurt dışında yaşayan Türklerin kanayan yarasıdır. Bu kutuplaşmayı, bu sivri dili üzülerek takip ediyoruz. Türkiye 1980 öncesi bunları yaşadı, oralardan geldik geçtik. Siyaset vekalet makamıdır. Biz onlara vekalet verdik, ülkeyi iyi yönetsinler, ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkarsınlar diye onlardan görev bekliyoruz. Bunlar kabul edilecek şeyler değildir. Bunlar yeni nesle miras bırakılmış hoş şeyler de değil. Siyasetçi üstlendiği görevi hakkıyla yapacak. Adaleti, eşitliği sağlayacak ve üzerine almış olduğu yükü hakkıyla yerine getirecektir. Bakın 2003 yılında bir emekli vatandaş aldığı parayla ne kadar Euro, Dolar alıyordu, bugün kaç dolar alıyor? Paramız eridi gitti. Bir bakanımız affını istedi, istifa etti, kayboldu gitti. Bunun ardında bıraktığı zararı ziyanı kim çekecek? Yeni neslimizi bu kadar borç batağına sürüklemenin alemi mi vardır? Biz uzlaşma bekliyoruz. AB ülkeleri dijital fişlenme olayına el attılar. Kişisel verilerin saklanması, depolanması ve kullanımı bölümünde mevcut yatırımcılara zor şartlar getirdiler. Panik etmemizin hiçbir gereği yok. Çünkü biz zaten fişlenmiş durumdayız. Eğer biz dijital dünya ile bütünleşeceksek o zaman bu alanda da büyük yatırımlar yapmamız gerekiyor. Maalesef Türkiye birçok alanda bu reformları kaçırıyor. Oysa bizim bu alanda çok yetişkin elemanlarımız var. Yani Türkiye de bu alanları kullanabilir. Bu platformdan en çok yararlanan ülkelerin istihbaratları oluyor. Çünkü bilgiye ulaşmak günümüzde en pahalı şeydir. Önümüzdeki dönemde bu bilgilerimizi bizim aleyhimize kullananların sayısı elbette artacaktır. Bu konuda da dijital medyaya ülkeler, uluslararası kurum ve kuruluşlar bir çekidüzen vermeleri gerekiyor.’’ şeklinde konuştu.
‘’WhatsApp geri adım attı ama gizlilik sözleşmesi devam ediyor’’


İsmail Karakaş; İngiltere’de son durum, ‘Sözde Cumhurbaşkanı’ tartışmaları ve dijital fişlenme hakkında ‘’İngiltere şu anda covid-19’la ilgili zor günler geçiriyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en çok can kaybının olduğu bir yıl oldu 2020 yılı. Dolayısıyla İngiltere sağlık sistemi de bir hayli zorlanıyor. Yeni önlemler alınıyor. İngiltere’de ölüm oranları 81 bini aştı. Toplam vaka sayısı 3 milyon 118 bine yükseldi. İngiliz Sağlık Bakanlığı tüm çalışmaları alarm seviyesine getirdi. Bazı hastanelerde oksijen yetersizliği var, diğer hastanelerden oralara takviyeler yapılıyor. İngiltere Kraliçesi ve eşi Prens Philip de aşı oldu. Aşı çalışmaları bir yandan devam ediyor, bununla birlikte bin aşı merkezi oluşturuldu. Aşı merkezlerine eczaneler de eklendi. Geçen sene mart ayından beri en yüksek ölüm oranları ve vaka sayılarıyla en yüksek seviyede şu anda. Dolayısıyla yetkililer de bunu bir an önce kontrol altına almaya çalışıyorlar. Şu anda İngiltere’den tüm dünyaya uçuşlar kapalı, kısıtlı sayıda uçuşlar var. Birçok ülke İngiltere’den gelen yolculara uçuş yasağını sürdürüyor. İngiltere’nin hemen hemen her bölgesinde sağlık yükü artmış durumda. Şu anda İngiltere’de vaka sayılarında artış, ölüm oranlarında ise düşüş var ama resmi rakamlar güncellendiğinde bu veriler değişebiliyor. İngiltere’de de bunlara bakarak kısıtlamalar alınıyor. Okullar şubat sonuna kadar kapalı şu anda. İnsanların bir araya gelmesi yasak, ibadet yerleri kapalı, alışveriş dışında dışarı çıkmak yasak ama gündelik hayat bir şekilde devam ediyor. Artık bu artan vakalardan sonra insanların dışarıya çıkmadığı gözlemleniyor. Sadece marketler ve eczaneler açık İngiltere’de. Kısıtlamalar devam ediyor. AB’den ayrılma süreci onaylandıktan sonra 1 Ocak itibariyle İngiltere ve Fransa arasındaki geçişlerde sıkıntı yaşandı. Fransa tarafı araçların geçişine izin vermediği için uzun kuyruklar oluşmuştu. Şu anda Fransa kontrollü geçişlere izin veriyor. Uçuşlar kapalı olduğu için Avrupa ile İngiltere arasında ticaret ve insan trafiği, seyahat, turizm neredeyse durma noktasına gelmiş durumda. İngiltere’de maske, mesafe kuralı sürekli anons ediliyor. Ancak maske konusuna İngiliz halkının riayet etmediğini görüyoruz. Sokakta yürüyen vatandaşların onunun beşinde maske yok. Dolayısıyla burada bir duyarsızlık söz konusu. Belki de salgının bu kadar pik yapmasının en büyük nedenlerinden birisi de bu olabilir. Virüsün mutasyona uğraması da farklı bir nedendir. İngiliz hükümeti maske, mesafeye çok önem veriyor, aşılamayı da artırdığı takdirde mart, nisan aylarında salgını kontrol altına almayı hedefliyorlar. WhatsApp insanların bilgi gizliliğini sağlıyor, hatta baştanbaşa şifreli şeklinde bir uyarı veriyordu. Ancak yine de bilgilerimiz sosyal medya kurumları tarafından tutuluyor ve belki de büyük bir soruşturmaya konu olduğu takdirde insanların bu bilgileri kullanılıyor. İnsanları şu anda panik havasına sevk eden esas durum şu: WhatsApp herkese bir bildirim gönderdi,  bu bilirimde güncelleme yapılacağını ve bilgilerin üçüncü merciler tarafından paylaşılacağı bir havuzlara sunulacağı şeklinde bir açıklama vardı. Burada ben çok şüpheli ve şaibeli olarak yaklaştım ancak bütün dünyada bir panik havası oluştu. Biz bu bilgileri kabul etsek de etmesek de WhatsApp bir şekilde bizim bildirimlerimizi tutuyor. Bunu havuza toplamak için izin istemişti. Yani Instagram, Facebook ve WhatsApp’ı bir arada toplamak için izin istemişti.  Şu anda geri adım atmış şeklinde bilgiler var kesin olmamakla birlikte. Öyle ya da böyle sosyal medya kullanıcıları zaten bir şekilde kendi bilgilerini bir şekilde veriyor. Biz bu sözleşmeyi kabul etsek de etmesek de bilgiler bir şekilde toplanıyor. WhatsApp veya başka bir platforma bir bilgi vermişsek o bilgi artık bizden çıkmıştır. WhatsApp geri adım attı ama bizim gizlilik sözleşmemiz devam ediyor. Eğer büyük bir soruşturmaya konu olursa WhatsApp bunu kullanabilir.’’ dedi.
‘’İnsanlar kutuplaştırılmamalıdır’’
Mehmet Ener; ‘’Sayın Cumhurbaşkanı %51 oyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanıdır. Mazbatasını aldıktan sonra tüm milletin Cumhurbaşkanıdır. Bu nedenle sayın Cumhurbaşkanına ‘Sözde’ diyerek bir sıfat atfetmek doğru değildir. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda bir manevi tazminat talebinde bulundu. Bizlere göre, bugün hukukçu arkadaşlarla da görüştüm, bu bir hakarettir. Bugün sayın Cumhurbaşkanı da sayın Kılıçdaroğlu için ‘Sözde Genel Başkan’ ifadesini kullandı. Bunun olmaması gerekirdi. Türkiye’de insanlarımızı kutuplaştırmamak lazım. Biz bunları 1980 öncesinde çok çektik. Rahmetli Ecevit ile rahmetli Demirel’in karşılıklı çatışmaları, birbirlerine anlayışsız davranışları nedeniyle biz 12 Eylül’ü gördük. Bu nedenle başta siyasetçilerimiz olmak üzere bürokratlarımızdan, vatandaşımızdan birbirlerine karşı saygılı olmalarını istiyoruz. Devletin mahkemelerine güven olmazsa o zaman herkes kendi hakkını kendi almaya kalkar, o zaman da kaos meydana gelir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde hakimler vardır. Hukuka, hakimlere güvenilmesi gerekir. Bu nedenle yapılan sözlere çok dikkat edilmesi, insanları kutuplaştırmamak gerektiği kanaatindeyim. Birlik beraberlik içinde hareket etmeliyiz. Ben bu gibi sözleri tasvip etmediğimi arz etmek istiyorum. Sayın Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılması Cumhurbaşkanlığı sürecinden beri devam eden bir sistem fakat CHP’de bugüne kadar ayrılmalar ve birleşmeler çok olmuştur. Siyasi parti kurmak kolaydır fakat esas olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar olmasıdır.’’ ifadelerini kullandı.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Gazeteci,Yazar Yusuf Cinal,” Türkiye dedim-dedikoduyu bırakıp, dijital teknolojiye yatırım yapmalı!”
Yorum Yap