1. Haberler
  2. Kültür
  3. Yazar Gönül Aydın “Boşanmayı” yazdı.

Yazar Gönül Aydın “Boşanmayı” yazdı.

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


Uzun yıllar süren mutsuz evliliği bitmiş artık boynundaki kementten kurtulmuştu. Mahkemeye çıkıp hâkimin sorularını cevaplarken dik durmak, gözlerinin pınarını zorlayan, göz yaşlarına hâkim olmak için özel bir çaba sarf ediyor, gözlerinde biriken yaşlardan her şeyi bulanık görüyordu. Nihayet karar onandığında imza için önüne koyulan dosyaya adeta yağmur gibi gözyaşları boşalmıştı.
Mahkeme salonundan çıktıklarında yürüyemedi; olduğu yere, adeta bir külce gibi yığıldı, kaldı. Avukatı koluna girerek arabasına binmesini yardım ediyordu. Son kez eşinin arkasından bakarken yüreğini ezen ağırlık gözlerinin sicim gibi akmasına sebep oluyordu.
Yol boyunca, sadece ağladı. Oysa boşanmak kendi isteğiydi ama yaşadığı ihanetlere dayanamamış, sabrının sonuna gelmişti.
Evlerine geldiklerinde avukatına teşekkür edip eve yöneldi. Konuşamıyordu, içeri girdi teşekkür mahiyetinde kapının arasından bakarak sadece elini sallayarak kapıyı kapayıp ve kilidi çevirdi. Yüreğine bir kaya parçası oturmuştu adeta. Ne o ağırlığı kaldırabilecek ne o cayır cayır yanan yüreğini söndürebilecek hali vardı. Baş edemediği bir acı tüm benliğini sarmıştı.
Eşi geldi aklına, sanki yıllarca O’na eziyet eden o değildi. İçi daha derin burkulmaya başladı. Kalbindeki ateş daha bir harlandı. Dayanabileceği bir ıstırap değildi bu ve hemen bir kadeh viski aldı zuladan rahatlama umuduyla. Bir dikleyişte içti. Ağlarken, sızmıştı koltukta. Bir süre sonra gözlerini yine o tarifsiz acıyla açtı ve sağına-soluna bakındı. Birden panikle doğruldu. Neredeydi, kimin eviydi, ne yapıyordu burada neden evinde değildi? Etrafına bakarak bir süre kendine gelmeye çalıştı. Evet yaa.., ayrıldığı geldi aklına.
Eşi, acaba eşi de böyle üzgün müydü? Kim sofra kuracaktı O’na, kim kahrını çekecek, kim ütüsünü yapacaktı!? Düşününce içindeki acı adeta körükleniyordu. Hemen kendine gelip, kendini teselli etmeye başladı. Evet, ayrılık kendi kararıydı ama kocası da O’nu hiç sevmemiş, hatta yok saymış, sürekli ihanet etmişti. ‘Şimdi niye üzülüyorsun’ diye kendine kızdı ve toparlanmaya çalıştı ama ne yapsa olmuyordu, başaramıyor, yüreğinden asılmış bir ateş yumağı; kâh harlanıyor kâh biraz hafifliyor ama bir türlü geçmiyordu.
Devam edemeyecekti bu şekilde. ‘Acaba gerimi dönsem’ diye geçti bir an içinden? Aslında eşinden değil, çocuğundan ayrılan bir annenin hüznüydü bu. Ne yer, ne içerdi şimdi bu adam? Dipfrizi de hayli doldurmuştu, eşinin sevdiği yiyeceklerle. En çok da suböreği ve mantıyı severdi, hepsini fazla fazla dipfrize koymuştu.
Bir yanı affetmeye hazırdı, geri gidecekti ama yapamadı. Diğer yanı çekiştirdi yüreğini; asla, asla, diye!
Zordu haksızlığa uğramak, ihanet ise zehirli oktu ama anladı ki, ihanetin ateşini söndürecek hiçbir güç yoktu. Boşanmak kaçınılmazdı. O yangını söndürecek güçte de değildi boşanmak.
Aslında kıyamet kopmuştu içinde. Belki yeni bir başlangıç acısını hafifletebilirdi fakat öyle hırpalanmıştı ki, kalbinde bir başkasına yer yoktu.

Gönül AYDIN

Haber girişi: Osman YÜCEL

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yazar Gönül Aydın “Boşanmayı” yazdı.
Yorum Yap