1. Haberler
  2. Gündem
  3. Sakarya’da sosyal kültürel olgu!?

Sakarya’da sosyal kültürel olgu!?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlar,
Bir ülkenin “Sosyal kültürel olgusu” o ülkenin gelişmişlik düzeyi ile bağlantılıdır..
Bu vesile Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Mücadelesinden sonra asıl olarak bir başka savaşı “eğitim ve kültürel” alanda  vermiştir..
Savaş sonrası,” yoksul halkı bilinçlendirmek, ülkenin kalkınmasına sevk etmek ve herkesi okur-yazar kılmak için” önemli adımlar atmıştır..
Bizzat toplantılar düzenlemiş, bizzat toplantılara katılarak öncülük etmiş bir lider olarak “Harf Devrimine” karar vermesi, Türk Milleti’nin bir başka kurtuluşu olmuştur..
“Türkçe Dilimiz, Arap, Fars ve diğer yabancı dillerin etkisinden kurtulmuş”, artık insanımız, daha kolay bir alfabe ile “okur-yazar” olmanın sevincini yaşamıştır..
Bazı kaynaklar Osmanlı döneminde,” insanımızın okur yazarlık oranını yüzde 6 veya 8 “olarak paylaşmaktadır..
Düşünebiliyor musunuz, Saray dışındaki insanımızın, yüzde 8 bile olsa, “okur-yazarlık oranı “bizi iyice düşündürmelidir..
Kısacası o zamanlar okumak için büyük kentlere, yani okul olan yerlere gitmek veya,  özel öğretmen, eğitmen tutmak ve köylerdeki sadece dini kurslarla yetinmek zorundaydınız!
Geçim derdinde olan insanımızın, o zamanlar “kültüre, eğitime” önem vermesini beklemek elbette abesle iştigaldir!
Ancak Cumhuriyet’in ilanı ve ardından gelen yenilik adımları, Türk Milleti için bir başka kurtuluş reçetesini hazırlamıştır..
HARF DEVRİMİ
Yukarıda sözünü ettiğimiz “Harf Devrimi” hakkında bilgilendirmelerde bulunursak,1 Kasım 1928 tarihinde Yeni Türk harflerinin kabulü ve tatbiki ile ilgili kanunun kabul edilmesi ve Yeni Türk Alfabesinin geliştirilip benimsenmesi sürecidir. Bu yasanın kabulü ile Osmanlı Alfabesinin kullanımı sona erdi. Yerine ise Latin Alfabesi esas alınan Türk Alfabesi kullanılmaya başlandığını görürüz.
Burada Latin Alfabesi ile Türk Alfabesi birebir aynı değildir. Bu nedenle yeni düzenlemeler ile eklemeler yapıldı ve 29 Türkçe harfte karar kılındı..
Bu konuda elbette birçok karşı görüşte öne sürülür..
Kimileri “Harf devriminin” işaretlerini “batı hayranlığında” arasalar da, Mustafa Kemal Atatürk’ün ta Suriye’de bulunduğu 1905 Yıllarında “Türk alfabesi” ile ilgilendiği bilinmektedir..
Yani işin özünde bir Milleti oluşturan öğelerden “Dil Birliği, Ülkü Birliği, Din Birliği” temelinde, “Türk Alfabesinin kabulünün” esas alındığı görülmektedir..
YENİ TÜRKÇE ALFABE
Rahmetli babam Hakkı Cinal, o yıllar Arap Alfabesini bilenlerdendi.. Buna rağmen, o yıllar bile bu alfabe ile mektup yazanların sayısının bir elin parmakları kadar az olduğunu söylerdi..
Yeni Türkçe alfabe ile insanımız, kısa zamanda okumayı, yazmayı öğrendi..
Bu konuda yine Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, başöğretmen olarak kara tahta başına geçti ve Türkçe harfleri öğretti.. Çıkarılan sesleri minik yüreklerle, büyüklerle paylaştı..
Daha sonra hatırlanacağı gibi bu minvalde “Köy Enstitüleri” kuruldu.. Ardından, her köye bir ilkokul hamlesi başladı..
Cumhuriyet, bu adımlarla ışık saçmaya başladı..
Her alanda, büyük bir çalışma hamlesi başlatıldı. Bilgiler ortaklaşa kullanılmaya başlandı ve yediden yetmişe herkes okuma, yazamaya heveslendi..
OKUR-YAZARLIK?
Benim köyüm Alaağaç 1946 Yılında ilkokul ile tanıştı..
Daha Sakarya’nın birçok  dağ köyüne okul bile yapılmamıştı..
Ama insanımız, harf devrimini kısa zamanda benimsemiş ve kabul etmişti.. Kayın ağacı gövdelerinde Türkçe harfleri öğrenmeye başlayan insanımız, bugün “okur-yazarlık çıtasını” yüzde 90’ların üzerine çıkarmayı başarmıştır..
Bu az şey değildir!..
Bakınız, mevcut iktidarın bile birçok yaptırımları, halk tarafından benimsenmiyor ve hemen her konuda karşı tepkiler oluşuyor!..
Bu hayra alamet gelişmeleri içermiyor!?..
“Bir ülkenin dili tartışmaya açılırsa”,  ayrıca, “din birliği” konusunda her kafadan bir ses çıkarsa, “ülkü birliği” bir kenara unutulursa, o zaman Millet olamamanın bedelini ağır öderiz!..
Gelelim, bugünün Sakarya’sına?
Sakarya, Cumhuriyet döneminde önemli yazarları, sanatçıları, sporcuları, iş adamları ve girişimcileri ile adından söz ettiren bir ildir.
1954 Yılında İl olan Sakarya, gelişim sürecini sürdürmektedir..
Cumhuriyet kazanımları ile İl’de her türlü örgütlenme tamamlanmış ve ileri adımlar atılmaktadır..
BİZ YAPTIK OLDU-BİTTİ!
“Büyükşehir yapılanması” ile işlerin merkezden görülmesi gibi farklı bir süreç başlamıştır!
Üzülerek ifade edelim ki, bazı siyasi adımlar toplum tarafından geri itilmektedir!?
Burada “biz ne dersek o” anlayışı ile hareket edilmesi çok yanlıştır..
Kaldı ki Sakarya’nın siyasi yapısı da büyük farklılıklar göstermektedir..
“Sağ siyasetlere onay” veren vatandaşlarımız, “muhalif anlayışı da “ hepten dışlamamıştır..
Bu nedenle “yapılan etkinliklerin toplum tarafından benimsenmesinin kabulü yönünde baskılar” hiç ama hiç doğru değildir..
Siyaseten yapılanlar, sabun köpüğü gibidir, uçar gider!..
“Biz yaptık, oldu bittiler” ile “bir kesim korunmuş, bütçelen dirilmiş” olur!
Ama halk tarafından benimsenen çalışmalar kalıcıdır, büyük etki yapar, iz bırakır..
İşte, yapılacak “eğitsel, kültürel” çalışmalarda, bu kıstaslara çok dikkat edilmelidir..
“Ben yaptım, oldu- bitti” anlayışı ile bir yere varılamaz?
Sakarya İl’i merkezinde yapılan etkinliklerden, ilçelerin, ilçe vatandaşların hiç haberi olmuyor!?
İlçelerde ise, elle tutulur, kültürel etkinlikleri görmek mümkün olunmuyor!..
SİYASİ ŞOV!
Burada valimizin, kaymakamlarımızın, eğitim kurumlarının devreye girmesi gerekir..
“Siyasi şov” niteliği taşıyan etkinlikler mi, halka dokunan etkinlikler mi öncelik verilmeli noktasında, iyi düşünüp, paramızı, enerjimizi ona göre harcamalıyız!?
Yoksa, “dostlar alış-verişte görsün” anlayışı ile belli kişileri davet edip, konferanslar verdirmenin, paneller düzenlemenin, çalış taylara imza atmanın bir anlamı yoktur!..
Bu olsa, olsa “günü kurtarmak, iş olsun torba dolsun” anlayışına hizmettir!
İşte Sakaryalı bir kültür adamı, kültür elçisi Fahri Tuna, Sakarya’nın bir başka değeri Sait Faik Abasıyanık’a,” amasız sahip çıkarak”, Adapazarı Sait tanış Kültür Merkezi’nde bir dizi “Sait Faik Abasıyanık Günleri” düzenledi..
Bundan Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi ile diğer belediyelerin kültür departmanlarının haberi var mıdır?
Sakarya neden, Romancı, Hikâyeci Sait Faik Abasıyanık’a sahip çıkmıyor acaba?
İşte asıl düğüm burada?
Bu düğümü çözersek, o zaman Sakarya’nın sosyal kültürel anlayışına daha kapsamlı, amasız, la kinsiz hizmet etme fırsatı buluruz!..
Yusuf Cinal yazıyor,  17 Kasım 2021 Brüksel, www.bizimsakarya.com.tr

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Sakarya’da sosyal kültürel olgu!?
Yorum Yap