autosedat

Yaşadığı,doğduğu şehre arkasını dönenler?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DOĞDUĞU,YAŞADIĞI ŞEHRE YÜZÜNÜ (Ya da) ARKASINI DÖNENLER…
Yıllar önce Sakarya Üniversitesi Kongre Salonunda, Valisinden Rektörüne, Büyükşehir Belediye Başkanı ve hatta (Hendekli) Jandarma Genel Komutanı’na kadar, tüm üst düzey, şehrin önde gelenlerinin katıldığı “Sakarya’nın Değerleriyle Lobiciliğin Geliştirilmesi” konulu toplantıya, Karasu’dan, Mali Müşavir arkadaşım Cafer Şen İle birlikte katılmıştım…
*
Belki, ben de, bir konuşma yaparım düşüncesiyle, hazırlıklı gitmiş, toplantıyı yöneten kişinin; “ilçelerden görüş sunmak isteyen var mı” sözünden sonra, ben de el kaldırarak, konuşma fırsatı yakalamıştım…
*
Konuşmamda, öz olarak ; üniversiteli yıllarımda, Fındıkzade’deki Sakarya Öğrenci Yurdu’nda geçirdiğim 5 yılda, yurdun Sakaryalılıktan uzaklaşarak, (ne idüğü belirsiz) militan kişilerce işgal edilerek, hatta onlar gibi, “Milliyetçi-Ülkücü” görüşünde olmayan Sakaryalıları yurttan tekme-tokat kovduklarını, bir müddet sonra da, yurt kapatılarak Sakaryalı öğrencilerin sahipsiz bırakıldığını, aynı yurtta birlikte kaldığım Belediye Başkanı (Merhum) Aziz Duran’ın da şahit olduğunu söyleyerek, Yüksek Öğrenim Gençliğine sahip çıkmayan şehrin, nasıl lobiciliği genişleteceğini ,şehri yönetenlerin gözlerinin içine bakarak sitayişle söylemiştim…
*
O günlerden bu yana, Sakarya, hiçbir zaman, ne Trabzon, ne Malatya ne Tunceli ne Diyarbakır, ya da, Rize kadar (Hemşerici) olamamıştı…Kopuk, sahipsiz, etkisiz ve güçsüz bir şehir olmuştu…*Bugün Sakarya Spor’un düştüğü durum dahi, şehrin derecesini göstermekte…Bu sebeple, Sakaryalı da, göğsünü gere gere, “Ben Antepliyim, Ben Erzurumluyum” diyen şehirliler gibi olamıyor maalesef
*
Hatta, Sakaryalı üst düzey bürokrat ve işadamları, hep, kimliklerini öne çıkarmadan işlerini yapmaktalar…*Bugün bu kişiliklerden biri olanSeyfi Demirsoy, Halil Tunç, Şevket Yılmaz ve Bayram Meral gibi (şanlı) Türk işçi tarihinin sayfalarında iz bırakanların koltuğunda oturan (Maalesef doğduğu büyüdüğü şehre arkasını dönen)Türk İş Başkanı (Sakaryalı) Ergün Atalay’dan söz edeceğim sizlere…
*
1994 yılında, adımını siyaset sahnesine atarken, bütün servetim bu yüzük deyip, 18 yıl sonra, (ünlü Forbes dergisine göre), en zengin liderler sıralamasında 8. sıraya yerleştiği söylenen Tayyip Erdoğan’ın, o (mütevazi) günlerini unuttuğu gibi, ilkokul mezunu olup da, Vagon fabrikasında işçiliğinden, bugün, 80-90 bin lira maaşla, 1 buçuk 2 milyon işçinin başkanı, hükümetin her zaman gözlerini çevirdiği ve saygı duymak zorunda olduğu, Türkiye için çok önemli bir kişilik olup şehrinde yaşanan “işçi kıyımlarına” duyarsız Ergün Atalay…
*
Böyle önemli mevkilerde olan kişiliklerin de, sorumlulukları, o derecede ağır ve külfetlidir…Hatta; “Kenar-ı Dicle’de Bir Kurt Kapsa Koyunu, Gelir de, Adl-i İlahi Ömer’den Sorar Onu !” özdeyişini yaşam felsefesinin bir parçası olarak hiç aklından çıkarmamalı o koltuğun hakkını verebilmesi için…
*
Sakarya’da, çok önemli işyerlerinde sorgusuz sualsiz, 14-15 yıllık işçiler,elektrik, doğalgaz, akaryakıt ve gıda fiyatlarının tahammül edilemez boyutlara ulaştığı, “halkın burnundan soluduğu” şu günlerde, kapı önüne konmaları karşısında işçi lideri Ergün Bey sessiz !..
*
Halbuki şehre yüzünü dönen (Hendekli) Jandarma Genel Komutanı Rasim Betir’in yaşadığı Hendek’e 4 yıllık fakülte, Kültür Merkezi, Kaynarcalı Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim’in Tayyip Erdoğan’a; “Halkım bir fakülte istiyor Başbakanım” dediğinde Başbakanında binayı yap izni vereyim sözüyle Kaynarcaya kazandırılan 4 yıllık fakülte, ya da Birinci Ordu Komutanı (Merhum) İsmail Koçman’ın (Ergenekon Balyoz kumpasları olmadan önce) Başbakanım, Karasu Sakarya yolunu yapalım, halkım beni sıkıştırıyor ricasıyla ne kadar da çabuk yolun yapıldığı gibi, Ergün Atalay Bey de Çalışma Bakanına hatta Cumhurbaşkanı’na diyemez mi “sayın Cumhurbaşkanım,sayın Bakanım bu ortamda kendi yaşadığım, doğduğum kent Sakarya’da işçi çıkarılmasın, bunu sayın Vali’den rica eder misin” diyemez miydi..?
*
Doğalgaza yapılan fahiş zamlara rağmen, Sakarya Gaz Dağıtım Şirketi Agdaş’tan, kapı önüne konan 25-30, Sapanca’da Otomobil yedek Parçası Üreten çok önemli fabrika (Federal Mogul), 45-50 işçinin kapı önüne konmasına “DUR !” diyemez miydi…Maalesef demedi…Maalesef “KURT, KOYUNLARI KAPMIŞ SAKARYA’DA ve ve İŞÇİ LİDERİ (Ergün Atalay) SESSİZ…”
*

Ama Allah büyüktür…İlahi Adalet, şehrinin kanayan yarasına merhem olamayan Ergün Atalay’dan, bu sessiz ve pısırık duruşunu soracak inşallah…
*
Okula giden çocuğuna cep harçlığı veremeyen (kapı önüne konan) babanın yanında, , zevk-ü sefa içerisinde, çocuklarını dış ülkelerde okutan (kapitalist) işverenlerin, sorgusuz sualsiz kapı önüne koydukları işçilerin, o ahını bugünkü (yandaş adalet) sormazsa da, “(Kurban olduğum) o Yüce İlahi Adalet Soracaktır” inşallah…
*
İşte kısaca böyle sayın okurlar…Bir yanda, yaşadığı doğduğu büyüdüğü şehre YÜZÜNÜ DÖNEN Rasim Betir Paşa,Seyfettin Selim Ağa ve Karasu’da (ismi Bulvardan kaldırılmasına sessiz kalan suskun ve “nankör halkına” rağmen), İsmail Koçman Paşa gibiler, bir yanda da, doğduğu yaşadığı şehrin içinden çıkarak en büyük işçi kuruluşu Türk İş Başkanı olup da şehrindeki İşçi Kıyımına sessiz kalan ERGÜN ATALAY!..
ALLAH BÜYÜKTÜR…
Muzaffer Tatlı yazıyor

Yaşadığı,doğduğu şehre arkasını dönenler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir